Perşembe, Ağustos 09, 2007

30.000 yıl sonrasına mektup

yıl 2006. dünya vatandaşı olarak şu anda istanbul diye bilinen şehirden yazıyorum. eski ismi constantinapolis’dir. bundan 30.000 yıl sonra belki geriye hiçbir şey kalmayacak. belki şans eseri şu anda bu yazının yazılı olduğu server yeni medeniyetin eline geçer. belki şans eseri geçmişte neler olduğu hakkında biraz fikir sahibi olabilirler.

herşeyin başlangıcı yazıyı yazdığım tarihten çok eskilere dayanıyor olabilir, ama yıkım 21.yy’ da başladı. ilk önce hristiyan ağırlıklı, ABD ülkesi, müslüman ağırlıklı Irak ülkesine saldırdı. ardından yahudi İsrail ülkesi, Lübnan müslüman ülkesine saldırdı. müslüman Suriye ve İran ülkeleri İsrail’e durmasını, aksi takdirde İsrail’e saldıracaklarını söylediler. çokda güçlü olmayan İsrail ülkesi bu tehdidi dikkate almadı. sınırdan askerlerini Lübnan ülkesine soktu. çünkü İran ve Suriye ülkesi kendisine saldırırsa Amerika ülkesi ve onun kuklası hristiyan ağırlıklı Fransa, İngiltere gibi ülkelerin kendisine yardım edeceğini biliyordu. öylede oldu. bunun üzerine diğer müslüman ülkelerde savaşa katıldılar. Çin komünist ülkesi Amerikanın karşısında yer aldı. II. dünya savaşında çok yara almış yahudilerin ülkesi İsrail, aldığı yara kadar ders almamıştı ve III.dünya savaşını başlattı. ve bizim medeniyetimizin sonu geldi. Pekde medeni değildik zaten...

gelecekte bu yazıyı okuyan kişi. sizin tekrar inşaa ettiğiniz dünya bizden daha vahşi ise ne dedğimi çok iyi anladın.

ama eğer ülkeler, dinler, diller, saldırma konusunda bilgisizsen. tahminen bizden size kalmış acılardan ders çıkarıp, barış dolu, ayrımcılığın olmadığı bir dünya kurmuşsun demektir. belki herkes insandır sadece. ırk yoktur. dini ayrım yoktur. insan öldürmek yoktur. kendini korumak zorunda olduğun güneşin altında, bitmeyen yağmur fırtınalarında güzel bir dünya kurmuşsundur.(güneş eskiden tenimizi ısıtırdı, yağmurlarda dans ederdik. onlarıda biz bozduk. üzgünüm...)

ülke, belli bir amaç için bir araya gelmiş aynı dili konuşan, sınırları, bayrağı olan insan topluluğudur. hiç bir şey anlamadın değil mi? bu insanlar, bir arada belli topraklarda yaşarlar, diğer ülkelerin topraklarına izinsiz gidemezler. diğer ülkelerin topraklarına yerleşmeye çalışırlarsa savaş çıkar.

savaş, ülkelerin birbirilerine saldırmasıdır. silah kullanarak, diğer ülkenin insanlarını oradan atmaya, korkutmaya, sindirmeye çalışmaktır, savaş. koskoca dünya herkese yeterken ne tuhaf değil mi? savaşta insanlar topluluklar halinde ölür.

öldürmek, birinin yaşamına son vermek, ışığını söndürmektir. neden mi? yok birbirimizi yemiyoruz. hayvanlar gibi değil yani. ihtiyaçtan değil. hırstan, intikamdan, güç isteğinden, rahat olama isteğinden, aynı şekilde yaşamadığı için, aynı düşünmediği için. biz vahşiyiz. insanlar kendi gibi düşünmeyen insanların yaşamalarını istemiyorlar. olmuyor değil mi anlatamıyorum?

din, tanrıya veya onun gibi bişeylere inanmak demektir. sizde böyle bir şey varsa bile inanç sadece inanan ile inandığı arasındaki arasındadır değil mi? hepiniz bir arada yaşayabilirsiniz. bizde öyle değil. din, hatta aynı dinin farklı yorumu olan mezhepler insanların ölmesine sebep oluyor. yahudi, hıristiyan, müslüman birbirini sevmiyor, ama hepsi aynı tanrıya inanıyor. anlatamadım di mi? bende anlamıyorum ki, nasıl anlatayım? komünizm din bile değil o apayrı bir konu. şimdi nasıl anlatayım?

ülkeler ülkelerden, dinler dinlerden ayrı. biz aynı dünya üstünde zar zor yaşıyoruz. herkes kendinden farklı olandan nefret ediyor. kendi uydurduğumuz ülkeler, diller farklı olduğu için birbirimizden nefret ediyoruz. ne ayıp. oysa hepimiz insanız.

oldum mu? olmadı değil mi?

şöyle deneyeyim. iki aile düşün, evleri yan yana. (aile ve evin ne olduğunu biliyorsundur umarım.) bunlar açık tenli iki aile. sonra ailelerden birinin esmer tenli bir çocuğu oluyor. diğer aile bu çocuktan nefret ediyor ve onu öldürmeye karar veriyor. (neden deme, bir sebebi yok. farklı işte.) esmer çocuk evinin bahçesinde oynarken onu tabancayla vuruyor, ödürüyor. çocuğu ölen aile intikam için, diğer ailenin bahçesine mayın döşüyor, nasılsa o bahçeden geçecek biri ve patlayacak, paramparça olup ölecek. öylede oluyor. bunun üzerine diğer aile tankla topa tutup diğerlerinin evini yıkıyor. Üfffff böyle salakça sürüp gidiyor işte.

unut anlattıklarımı. şunu hatırla, ataların yarım akıllı vahşilerdi. teknolojiyi geliştirip geliştirip, hem doğayı mahfettiler, hem bir birilerini yok ettiler. istedikleri herşeye sahip olmaktı, amacı herkesin. gözlerini kırpmadan birbirilerini yok ettiler. teknoloji gelişince binlerce insanı aynı anda yok etmeyi öğrendiler.

arada şidetten nefret edenler vardı. onlar seslerini duyurmaya çalıştılar. onlar silah kullanmaktan nefret ettiler ve ilk onlar yok edildiler. diğerlerine vicdanlarını hatırlattıkları için.

bizi affet geleceğim biz GERİ ZEKALIYIZ. BİZDEN BU KADAR.

0 yorum var: